Türbe, kentin kuzeyinde, Arafat tepesinin yanındaki küçük bir tepe üzerindedir. Türbe kapısı önünde duran birkaç yüz kiloluk taşla, türbenin buraya yapılması arasında kurulan ilişki halk arsında bugün de söylenir. Derler ki; bu taşı Koyun Baba (ada tepeden) uzaklardan fırlatmış, düştüğü yere gömülmeyi dilemiş ve türbesi de buraya yapılmıştır.
Türbenin bugün yerinde bulunmayan yazıtından anlaşıldığına göre, yapım tarihi, 874 H. (1467 M.) dir.
Düzgün moloz taşlarla örülmüş türbede, gerek ön plan gerekse türbe külahı, sıvalı yüzleri ve yenilenmiş öğeleri ile, yakın geçmişteki onarımları sergilemektedir.
Sekizgen planlı türbede, külahlı ana hacma, önden iki bölümlü, revaklı bir giriş kısmı eklenmiştir. Tepeden yer alan yapı, büyük bir bahçe içine, kenara yerleştirilmiştir. Bahçenin iki renkli mermer kapısı üzerinde, iki satırlık bir yazıt bulunur. Kapının segment kemerini oluşturan taşlardan kilit taşı üzerine, katmerli bir çiçeği anımsatan bir gülbezek işlenmiştir.
Zamanında, türbeden başka, 33 odalı bir imaretin ve zengin vakıflarla beslenen büyük bir tekke oluşturan çok sayıda mekanın bir arada bulunduğunu Evliya Çelebi bildirmekte, türbe ve öteki yapılarla ilgili olarak şunları söylemektedir: “...bu şehrin (Osmancığın) batı tarafında Bektaşilerin Şeyhi gömülüdür. Bütün dünyanın ziyaret yeri, Evliyaların umdesi, asfiyaların zübdesi, Şeyh Hazreti Koyun Baba; Bizzat Hazreti Bektaşi-i Velinin halifesidir. Burada defnedilmiştir. Sonra Hazreti Sultan Beyaz id Veli, Koyun Babayı kadir gecesi rüyasında görüp vasiyeti üzerine mezarının üzerine bir kubbe, bir cami şerif, şanlı Dervişler için bir meydan, bir yemek ve ziyafet evi, gelip geçenler için bir misafirhane, birçok odalı mutfak, kiler yaptırmış, bu hayır binalarını baştan başa kurşun ile örttürmüştür. Gayet mamur bir yüksek bina olup, bir fersahlık yerden gök deniz gibi kurşunlar dalgalanır. Nurlu kubbesinin aleminin ışığından insanın gözü kamaşır. Mutfağında nimeti gece gündüz eksik değildir.

Çeşitli işlevleri olan hacımlardan oluştuğunu öğrendiğimiz türbe ve tekke zamanında bir çok ziyaretçinin uğrak yeri imiş. Koyun Baba Tekkesini ziyaret edenler arasında, Pir Sultan Abdal gibi ünlü halk ozanının da bulunduğunu aşağıdaki mısralar anlatmaktadır:
“Kardaşlarım bile yoldan gidelim,
-Matem aylarına yüzler sürelim
-Çıkıp yükseklere seyran edelim
-Alçakları şazdır Koyun Babanın.
-Gece gündüz yanar kandiller,mumlar
-Pirim Hasan’ın aşk camım sunarlar
-Mest olan aşıklar gülbent çekerler
-Çekiliyor gül bengi Koyun Babanın.
-Gayretle yüksektir anın yapısı
-On iki yerden açılır kapısı
-Allah Allah çağırır canlar hepisi
-Üstüde vakıftır Koyun Babanın.
-Türbenin üstü yeşil donanma
-Üçler de yediler biledir anda
-Fıkara yoldaşı Koyun Babanın
-Pir Sultanım Haydar yola bakana
-Uyalım Hakkın çırağan yakana
-Hızır derler gül bengini çekene
-Çekilir gül bengi Koyun Babanın.”
Türbenin önündeki yapının revak kısmı, önde üç yanlarda da birer kemerli bir kuruluştadır. Burada özellikle, ahşap direklerin oturduğu kaideler, ilk bakışta ilgiyi çeken öğelerdir. Ahşap sütunların, yakın zamanlı olmalarına karşın, kaideler eski parçalardır. Bunlar aslında, ters çevrilerek altlık olarak kullanılmış sütun başlıklarıdır. Taştan yapılmışlardır. Her biri değişik motiflerle bezenmiştir. Kanımızca, eskiden var olduğunu öğrendiğimiz tekke yapılarından kalan başlıklar, sonradan türbe revağına, destek altlığı olmuşlardır.
Revaktan, segment kemerli, mermerden küçük bir kapıyla girilen 4.70 m. derinliğindeki kapalı bölme, hem tümüyle yeni olup, ahşap düz tavanlıdır. Sol tarafı kapatılarak, türbedarın kalabileceği bir oda haline getirilmiştir.
Türbe, her bir kenarı 2.00 m. uzunluğunda olan sekizgen bir yapıdır. Beden duvarlarından kapının karşısına gelen duvara ve atlayarak yan duvarlara, yuvarlak kemerli küçük bir pencere açılmıştır. Duvarlar ve örtü beyaz kireçle sıvanmıştır.
Çevrenin hala çok ziyaret edilen evliyalarından olan Koyun Baba’ya gelişini Evliya Çelebi şöyle anlatmaktadır: “ Hakir, önce bu şehre girdiğim vakit yüksek yerdeki bu mevkie edeb üzere varıp, eşiğini öperek, Esselimaü Aleyk ile mezara girdim. O mübarek ruhu için hatmi şerife başladım. Nurlu kubbesi miski anber kokusu ile dolu olduğundan bütün ziyaretçilerin dimağlarını kokulandırır. Her gelen ziyaretçi fukara ve türbedarları gülsuyu serperler. Mübarek naaşları üzerinde Bektaşi sikkesi vardır.
Türbenin bahçe kapısı üzerindeki iki satırlık mermer yazıt, Tekkenin Koyun Baba’ya ait olduğunu vermektedir. Yazıt şöyledir:
“Koyun Baba Hazretlerinin türbesi-yapılarak onurlandırdı.....?
Tarihçi bu kutsal kapı için- Öğrenciler Şeyhinin tarihini söyledi....?”
Türbenin asıl yazıtı bugün Çorum müzesindedir. Koyun Baba’nın ( 25 Muharrem 873 H.) –1468 tarihinde öldüğü ve ( 874 H.)- 1469 tarihinde de türbenin yapıldığı bu yazıttan anlaşılmaktadır.0.69 m. * 0.79 m. Ölçülerindeki mermer yazıtın değişik bir düzenlemeyle işlendiği ilgiyi çekmektedir. Merkezdeki 0.30 m. Çapındaki daire etrafına yerleştirilen satırlar,dört yöne tek veya iki sıralı olarak yerleştirilmiştir. Özellikle ortadaki dairede “ istif noktasından pek güzel.....iyi bir eserdir” dedirten ustalıkta bir hat sanatı verilmektedir.
Koyun Baba hakkında bilinen: ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmeyen Koyun Baba’nın, Anadolu’ya gelen Horasan erlerinden olduğu, İmami Ali soyundan geldiği ve Horasan’da doğduğu söylenmektedir. Anadolu’da uzun süre dolaşan Koyun Baba, sonunda Osmancığa gelip yerleşmiştir. Ölümü de Osmancık’da olmuştur.
Koyun Baba’ya (asıl adının Seyyid Ali olduğu söylenir.) bu adın nasıl verildiğine ilişkin rivayetler vardır. Bunlardan biride şöyledir; “ Baba Hazretleri Osmancık’ta Ada tepe eteklerinde koyun güdermiş. Bir gün sürüden bir koyun kaçar. Baba Hazretleri de peşinden koşar, fakat bir türlü tutamaz. Koyun önde Baba peşinde Ada tepeyi dokuz defa dolaşırlar. (normal bir yürüyüşle, tepeyi dolaşma 3-4 saat sürmektedir. Sonunda ikisinin de kuvveti tükenir, yorgun düşerler. Baba: ya mübarek ben yoruldum ama beni de Eyüp Aleyhisselam sabrına nail ettin, diyerek koyunu kucaklayıp gözlerinden öper. Bundan sonra da Koyun Baba diye anıldığı söylenir.
Evliya Çelebi de “Koyun Baba” denilmesini anlatırken şunları söyler; “ Hacı Bektaş ile Horasan’dan Anadolu’ya gelinceye kadar gece gündüz yirmidört saatte bir kere koyun gibi meleyişi ki bu hareket aynı saatten asla değişmezmiş. Bundan başka daha nice olayları vardır. Bütün Bektaşiler halk arasında kötülenir. Fakat bu Koyun Baba fukarası, koyun ve kuzu gibi meler, halim, selim, ahlaklı, bekar, Allah’ı bilir, ehli sünnetten, namazını kılan, dindar adamlardır.
Koyun Baba ile ilgili daha pek çok şey anlatılır.
Özetlersek, Osmancık’daki tarihsel yapıtlar içinde, özel bir yeri olan Koyun Baba Türbesi, bu yerini yapısal özelliklerinden çok, Koyun Baba’nın rivayetlerle bezeli yaşamından ve kişiliğinden almaktadır
Copyright © by ÇORUM OSMANCIK >> KARALAR GÜNEY KÖYÜ iNTERNET SiTESi >> KÖYÜMÜZ ARTIK ÇOK YAKIN...! Tüm Hakları Saklıdır.